Duvarlardan çalınan sanat! Sokak eserlerinin gizemli kaderi

Dünya genelinde sokak sanatçılarının şehir duvarlarını süsleyen eserleri, son yıllarda artan bir hırsızlık dalgasıyla karşı karşıya. Grafiti ve mural gibi açık alanda sergilenen bu sanat eserleri, hem yerel halkın hem de turistlerin ilgisini çekerken, aynı zamanda hırsızların da hedefi haline geliyor.

Peki, bu eserler neden çalınıyor ve bu hırsızlıkların ardında yatan sebepler neler? Uzman görüşleri ve bilimsel çalışmalar, sokak sanatının bu beklenmedik kaderini aydınlattı.

Sokak sanatı, genellikle kamusal alanlarda ücretsiz olarak sergilenen ve geniş kitlelere ulaşan bir ifade biçimi. Ancak bu erişilebilirlik, eserlerin korunmasız kalmasına da yol açıyor.

İngiltere’de Banksy’ye ait bir eserin çalınmasıyla yeniden gündeme gelen bu sorun, sanat dünyasında uzun süredir tartışılıyor. Banksy’nin “Kırmızı Balonlu Kız” gibi ikonik eserleri, kesilip çıkarılarak özel koleksiyonlara satılmaya çalışılırken, bu hırsızlıklar sanatın ruhuna zarar verip vermediği sorusunu da beraberinde getirdi.

MADDİ KAZANÇ VE KARA BORSA

Araştırmalar, sokak sanatı eserlerinin çalınmasının en yaygın nedenlerinden birinin maddi kazanç olduğunu ortaya koydu. FBI’ın Sanat Suçları Ekibi’ne göre, küresel sanat hırsızlığı her yıl 6 ila 8 milyar dolarlık bir pazarı besledi.

Sokak sanatı da bu pazardan payını alıyor. İngiltere’deki Durham Üniversitesi’nden sanat tarihçisi Prof. Robin Skeates, “Banksy gibi tanınmış sanatçıların eserleri, açık artırmalarda milyonlarca dolar edebiliyor. Bu, hırsızlar için büyük bir teşvik” dedi.

Skeates, çalınan eserlerin genellikle kara borsada el değiştirdiğini ve çoğu zaman izlerinin sürülemeyecek şekilde kaybolduğunu belirtti.

Londra’da bir duvardan sökülen Banksy eseri, kısa süre sonra özel bir koleksiyoncuya satılmaya çalışılırken yakalandı. Ancak uzmanlar, bu tür eserlerin satışının zor olduğunu, çünkü provenance (eserin kökeni) kanıtlanmadan yasal piyasada değer bulmasının neredeyse imkânsız olduğunu vurguladı.

ABD’deki Texas Üniversitesi’nden antropolog Prof. John Rick, “Çalınan sokak sanatı eserleri, genellikle ya gizli koleksiyonlara giriyor ya da hırsızlar tarafından düşük fiyatlara elden çıkarılıyor. Bu, riskin yüksek ama ödülün belirsiz olduğu bir kumar” dedi.

KİŞİSEL TUTKU VE KOLEKSİYON ÇILGINLIĞI

Hırsızlıkların bir diğer nedeni ise kişisel tutku. Bazı hırsızlar, eserleri satmak yerine kendi koleksiyonları için çalıyor. Fransız sanat hırsızı Stéphane Breitwieser’in 1990’larda Avrupa’daki müzelerden 1,4 milyar dolarlık sanat eseri çalması ve bunları satmak yerine evinde saklaması, bu tür bir motivasyonun en çarpıcı örneklerinden biri.

Sokak sanatı özelinde ise, 2010’da Polonya’da bir Monet hayranının tabloyu müzeden çalarak ailesinin evinde saklaması gibi vakalar, bu eğilimin sokak sanatına da sıçradığını gösterdi.

İngiltere’deki Southampton Üniversitesi’nden kültürel çalışmalar uzmanı Dr. Lucy O’Sullivan, “Sokak sanatı, popüler kültürle iç içe geçtiği için bazı bireylerde sahiplenme arzusu uyandırıyor. Bu eserler, bir duvardan alındığında bile o anın enerjisini taşıyor ve bu, hırsızlar için duygusal bir çekim yaratıyor” dedi.

O’Sullivan, özellikle Banksy gibi anonim sanatçıların eserlerinin, gizemli kimlikleriyle bu tutkuyu daha da körüklediğini ekledi.

KÜLTÜREL TARTIŞMALAR VE PROTESTO

Sokak sanatı hırsızlıklarının bir kısmı ise kültürel ya da politik bir mesaj taşıyor.

Miami’de Ai Weiwei’nin bir sergisindeki vazoyu kıran Maximo Caminero, yerel sanatçıların yeterince desteklenmediğini protesto etmek için bu eylemi gerçekleştirdiğini söylemişti. Benzer şekilde, sokak sanatı eserlerinin çalınması bazen sanatın kamusal niteliğine karşı bir duruş olarak yorumlanıyor.

Sanat tarihçisi Prof. Helena Hamerow (Oxford Üniversitesi), “Bazıları, bu eserlerin duvardan alınıp özel ellere geçmesini, sanatın halktan koparılması olarak görüyor ve bu bir tür isyan doğuruyor” dedi.

BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Journal of Cultural Economics’te yayımlanan bir çalışma, sanat hırsızlıklarının ekonomik dinamiklerini inceledi.

Frederick Chen ve Rebecca Regan tarafından kaleme alınan makale, sokak sanatı gibi kamuya açık eserlerin korunmasızlığının, hırsızlıkları teşvik ettiğini belirtti.

Araştırmacılar, eserlerin çalınmasını önlemek için daha sıkı güvenlik önlemleri ve sanatçıların eserlerini dijital olarak belgeleyerek sahipliklerini kanıtlamalarının önemine dikkat çekti.

Uluslararası Polis Teşkilatı Interpol’ün verilerine göre, çalınan sanat eserlerinin yalnızca %10’u geri kazanılıyor. Bu düşük oran, sokak sanatının korunması için yeni yöntemler geliştirilmesi gerektiğini ortaya koydu.

ABD’deki Isabella Stewart Gardner Müzesi’nin güvenlik direktörü Anthony Amore, “Sokak sanatı eserleri, fiziksel olarak korumasız. Teknolojik izleme sistemleri ve yerel toplulukların katılımı, bu eserleri kurtarabilir” önerisinde bulundu.

SANATIN KAMUSAL RUHU TEHLİKEDE Mİ?

Sokak sanatçılarının eserlerinin çalınması, yalnızca maddi bir kayıp değil, aynı zamanda kültürel bir mirasın yok olması anlamına geliyor.

Duvarlardan koparılan her eser, bir mahallenin hikâyesini, bir sanatçının sesini ve bir topluluğun ruhunu da beraberinde götürdü.

Uzmanlar, bu hırsızlıkların önlenmesi için sanatçıların, yerel yönetimlerin ve halkın iş birliği yapması gerektiğini vurguladı.

Related Posts